"Enter"a basıp içeriğe geçin

Allah İnancı ve İnsan

Bu konuda, Allah (c.c.)1 inancının insan hayatındaki yeri ve önemini yorumlamaya çalışacağız. Allah (c.c.) inancının, İslam’ın inanç esaslarının başında geldiğini öğreneceğiz.

Allah (c.c.) insan ilişkisinin, tanıtma ve tanıma zemini üzerinde yükseldiğini izah ettikten sonra yarattıklarıyla her an her yerde ilgilenen Yaratıcımıza imanın, yaratılışın en önemli hedefi olduğunu öğreneceğiz. Allah’a (c.c.) imanın yaşamımızı nasıl baştan aşağı köklü bir şekilde değiştirmeye aday olduğunu yorumladıktan sonra bu konuyu tamamlamış olacağız. Allah (c.c.) inancı, inanç esaslarının başında gelir. İslam’ın temeli olan inanç esasları altı başlık altında toplanmıştır: Allah’a (c.c.), meleklere, peygamberlere, kitaplara, ahirete, kader ve kazaya inanmaktır. Diğer inanç esasları, Allah (c.c.) inancından sonra gelir; zira O’nun dışındaki her şey ancak O’nunla var olabilir.

Canlı cansız tüm varlıklar, kendi varlıklarından çok kendilerini var eden sonsuz ilim ve güç sahibi Allah’ı (c.c.) işaret eder. Var oluşun en yüksek hakikati de budur. Var edenin kendine has sevgi ve şefkatle sarmaladığı varlık âlemi, kendini akıl sahiplerine tanıttığı büyük bir sergidir âdeta. Allah’ın (c.c.) var ettikleri arasında bir varlık, bu yüksek hakikati keşfetmek üzere yaratılmıştır. Allah (c.c.) insan ilişkisi, temelde bu tanıtma ve tanıma eylemlerinden oluşur. Allah’ı (c.c.) tanıyan, O’na iman eder ve ibadetle itaat eder.

Allah (c.c.) inancının insan hayatındaki yeri nedir?

Allah’a (c.c.) iman, varoluşumuzun esas nedenidir. Gördüğümüz, göremediğimiz, bildiğimiz ve bilemediğimiz her şeyi tasarlayan ve yaratan Allah’a (c.c.) iman, yaratılışımızın yegâne gayesidir. İmtihan meydanı olan bu dünyadaki en önemli ödevimiz, bizi bir hücre topluluğundan şekillendirip bir insan olarak varlık sahasına çıkaran Allah’ı (c.c.) tanımak, O’na itaat ile ibadet etmektir. Rabbimiz, “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât suresi, 56. ayet.) buyurarak bu hakikati bildirmiştir.

Allah (c.c.)inancının, insan hayatına katkıları nelerdir?

• Allah (c.c.) inancı, insanın anlam arayışına bir cevaptır. İnsan “Ben kimim?”, “Nereden geldim?” ve “Nereye gidiyorum?” gibi en derin ve kapsamlı sorularına ancak Allah (c.c.) inancı ile tatmin edici cevaplar bulabilir. İnsanın suallerine ve dualarına karşılık veren Rabbimiz, indirdiği ilahi mesajlarla, insanı, merak ettikleri hakkında bilgilendirmiştir. Örneğin bir ayette “… Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz…” (Bakara suresi, 156. ayet.) buyurarak insanın nereden geldiği ve nereye gideceğine dair suallerine cevap vermiştir. Rabbimiz, bir başka ayette ise hayatı ve ölümü yaratmasının hikmetinden şöyle bahseder: “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk suresi, 2. ayet.) İslam mütefekkiri ve şair Necip Fazıl Kısakürek, Allah (c.c.) inancının insanın anlam arayışına sunduğu çareyi şu dizesi ile dile getirmiştir:

“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış…”

• Allah (c.c.) inancı, varlığa bakışımızı değiştirir. Bu inançla her şey, her olay anlamlı hâle gelir. Değerli yazarlarımızdan Peyami Safa da şunları yazıyor: “Allah (c.c.) fikri öyle bir güneştir ki, onsuz her izah karanlıkta kalır.” (Tuna, 2011: 283.) Allah (c.c.) inancı olmaksızın kâinatı tefekkür ettiğimizde korku ve hüzünden kendimizi alamayız. Bütün varlıklar, başıboş tesadüfün oyuncakları hâlinde görünür. İnsan, anlamsız bir dünyada, uçsuz bucaksız evrenin içinde kendini yalnız ve çaresiz olarak hisseder. İnsan, Allah’a (c.c.) iman ettiğinde ise tüm varlığı, kendisi gibi Rabbinin bir kulu olarak görür. Kendini diğer varlıklardan ayrı görmez zira canlı, cansız tüm varlıklar O’na kulluk etmektedir. Baktığı her şeyde O’nun sonsuz rahmetini hisseder, rahat bir nefes alarak “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmrân suresi, 173. ayet.) der.

• Allah (c.c.) inancı, insanın davranışlarını güzelleştirir. Allah’a (c.c.) iman eden insan, Allah’ın istediği gibi bir kul olmaya çalışır. İbadetlerini titizlikle yerine getirerek Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmaya talip olur. Hakkı hak olarak bilip hakka uyar. Batıldan ve şeytanın yolundan uzaklaşmaya çalışır. Rabbinin istediği güzel ahlakla süslenir. Helal ve haramlara dikkat eder, insanlara ve diğer varlıklara faydalı olacak işler yapar.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.