"Enter"a basıp içeriğe geçin

Değerlerin Oluşumuna Dinin Etkisi

Toplum olarak yaşamak, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralları gerektirir. İnsanlık tarihi boyunca yeryüzünden birçok toplum, medeniyet gelip geçmiştir. Her toplumun insan ilişkilerini düzenlemek için yazılı veya yazısız bazı kuralları vardır. Örf, adet, gelenek, hukuk ve din toplum düzenini sağlamada yararlanılan kurallardan bazılarıdır. Din, emir ve yasaklamalarla insanın bir birey veya toplumla ilişkisini düzenler. Bunu yaparken de bireyin değer yargılarının şekillenmesine katkıda bulunur.

Kültür; dil, tarih, gelenek, ahlak ve edebiyat gibi öğeleri barındırır. Din de bir toplumun kültürünün oluşmasına etki eden öğelerden biridir. Din bir toplumun kabullerini, alışkanlıklarını, ahlakını ve değerlerini belirlemede önemli bir unsurdur. Bir dinin içerdiği emir, yasak ve ahlaki ilkeler toplumun değer yargılarını belirler.

İnsanın yaratılışına ve ihtiyaçlarına göre düzenlenen dinî ilkeler kişinin; akrabayı gözetmek, misafire ikramda bulunmak, söz ve davranışlarında hakkı gözetmek ve ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmak gibi değerlere hayatında yer verir. Din, kişinin düşünce dünyasına ve pratik hayatına da değer katar.

Dünyaya geldiğinde iyiyi ve kötüyü yapma yetisine sahip olan insan, çeşitli faktörlerin etkisiyle bazı değerler edinir. Bu değerlerin en temel kaynağı dindir. İnsanın sahip olduğu değerlerin çoğunda dinin etkisi görülür.

İnsan, toplum içinde yaşayan sosyal bir varlıktır. Toplum hâlinde yaşamanın da birtakım yazılı veya yazısız kuralları vardır. Din; ahlak, örf, âdet, gelenek ve hukuki kuralları belirlemede temel etkenlerdendir. Din; koymuş olduğu temel prensiplerle toplumsal riayet etmek, insanların kalbini kırmamak gibi değerlere bağlı kalmaya çok gayret gösterir. Bu açıdan din, insanın kişiliğine, düşünce yapısına ve yaşam tarzına değer katar. Din; adaleti, doğruluğu, dürüstlüğü, sorumluluğu, güzel örnek olmayı bizlere öğütleyerek hem dünyamızı hem de ahiretimizi güzelleştirir. Nitekim Yüce Rabbimiz: “…Rabbimiz bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellik ver…” (Bakara suresi, 201. ayet.) emri ile bu hakikati bize ilan etmektedir. Din; toplumsal düzeni ve barışı sağlayan değerlerimizi besleyen en önemli kaynaktır. Örneğin: Dinimizin, yardımlaşma ve dayanışmayı öğütleyen hükümleri toplumu birbirine kenetleyerek bir bütünün parçaları yapar. İnsanlar, zekât ve sadaka ile birbirlerinin yardımına koşarlar, bu vesile ile toplumsal kaynaşma ve bütünleşme gerçekleşir. Namaz; Müslümanların bir araya gelerek, aynı yöne; Kâbe-i Muazzama’ya dönerek bir ve beraber olmanın vücuda geldiği bir ibadettir. Camilerimiz, değerlerimizin gençlerimize aktarıldığı uygulamalı bir eğitim alanıdır. Ramazan-ı şerif, manevi havası ve değeri ile hepimizi etkisi altına alan bir aydır. Teravih namazları manevi havanın birlikte yaşandığı, çocukların ve gençlerin bu havayı teneffüs etmek için camilere koştuğu manevi bir ziyafet ortamıdır. Dinimize göre, Müslümanlar birbirlerinden sorumludurlar. Anne ve babalar evlatlarının hem maddi hem de manevi değerlerle süslenmeleri için ellerinden gelen bütün gayretleri gösterirler. Akrabalar ve komşular birbirlerini görüp gözetmelidirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Müminler, bir binanın tuğlaları gibi birbirine bağlıdır.” (Müslüm, Birr, 65.) buyurarak inançları ve ibadetleri aynı olan bizlerin bu manevi değerler sayesinde bir ve beraber olmamızı işaret buyurmuşlardır. İşte manevi değerlere dönüşen bu erdemli davranışlarda dinin önemli bir etkisi vardır.

 

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.