"Enter"a basıp içeriğe geçin

Din Anlayışındaki Yorum Farklılıklarının Sebepleri Nelerdir?

İslam dini tektir. Ancak İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an ayetlerinin pek çok yorumu vardır. İslam dininin ilkelerinin nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin tarih boyunca ortaya çıkan yorum farklılıklarının bazı sebepleri vardır. İnsan unsuru, siyaset, ortam ve kültür bu sebeplerden başlıcalarını oluşturur.

Din anlayışındaki yorum farklılıklarının temel nedenlerinden biri insan unsurudur. Çünkü Yüce Allah her insanı farklı özelliklerde yaratmıştır. Dolayısıyla her insanın kendine özgü bir yapısı, karakteri ve kişiliği vardır. İnsanların zevkleri, alışkanlıkları, olaylara bakışı, yetenekleri de birbirinden farklıdır. Örneğin kimi insanlarda merak duygusu güçlüdür. Böyle kimseler her olayın nedenini öğrenmek isterler. Sürekli araştırma, yeni bilgiler edinme peşindedirler. Kimi insanlar da seçicidirler. Sürekli en iyiye ve güzele ulaşmayı isterler, devamlı bir arayış içinde olurlar. Buna bağlı olarak her insan, yaşadığı ya da karşılaştığı olayı kendi kişisel özelliğine uygun olarak yorumlar.

Bir kitabı okuyan, bir filmi izleyen farklı insanların o kitaba ve filme ilişkin değerlendirmeleri farklı olmaktadır. Bu durum dinî konularda da aynıdır. İnsanlar, dinimizin temel kaynaklarını yorumlarken birbirlerinden farklı görüş ve düşünceler ileri sürebilmektedirler. Örneğin yumuşak huylu, ılımlı bir yapıya sahip olan kişi, dinin sevgi ve hoşgörü yönünü daha çok ön plana çıkarabilmektedir. İnatçı, sert bir yapıya sahip olan kimse de dini, bir kurallar bütünü olarak algılayabilmekte ve daha katı davranabilmektedir. Bütün bunlar, insan unsurunun din anlayışı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Din anlayışındaki yorum farklılıklarının temelinde insan unsurunun olduğunu göstermektedir.

Geçmişten günümüze din anlayışında yorum farklılıklarının ortaya çıkmasında siyasetin de etkisi olmuştur. Örneğin Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatından sonra devlet başkanlığı seçimi, yöneticilerin atanması vb. siyasi konular nedeniyle Müslümanlar arasında gruplaşmalar ortaya çıkmıştır. Her grup kendi görüşünü desteklemek için ayet ve hadislere başvurmuştur. Ayet ve hadisleri de kendi siyasi görüşleri çerçevesinde yorumlamıştır. Böylesi durumlar İslam tarihinin sonraki dönemlerinde de görülmüştür. Bütün bunlar, din anlayışındaki yorum farklılıklarının ortaya çıkmasında siyasetin de etkili olduğunu göstermektedir. Her insan bir toplum içinde dünyaya gelir. İçinde yaşadığı toplumun değerlerini, örf ve âdetlerini, yargılarını öğrenerek büyür. Zamanla bu değerleri, kültürel özellikleri iyice benimser. Kişilerin davranışları, düşünceleri, uygulamaları da içinde yaşadığı ortam ve kültürden etkilenir. Bu durum din anlayışı için de söz konusudur. Aynı dine inandıkları hâlde değişik coğrafi bölgelerde, farklı kültürel ortamlarda yaşayan Müslümanların din anlayışları da farklılık gösterebilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) hayattayken hemen hemen bütün Arap Yarımadası’nda İslam dini hâkim olmuştur. Bu süreç Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatından sonra da devam etmiş. İslam dini, zamanla farklı kültürlerde ve coğrafyalarda yaşayan toplumlar arasında hızla yayılmıştır. Bu toplumların, sahip oldukları örf, âdet, gelenek ve göreneklerini terk etmeleri kolay olmamıştır. Hatta onlar sahip oldukları bazı kültürel değerleri İslam kültürüne de taşımışlardır. Müslüman olduktan sonra da bazı geleneklerini sürdürmüşlerdir.

Ancak toplumların kendilerine ait kültürel uygulamaları devam ettirmeleri dinî açıdan bir zorunluluk değildir. Ortam ve kültürden kaynaklanan uygulamalarla dinî ilkeleri birbirinden ayırt etmek gerekir. Bunun için de kutsal kitabımız Kur’an’ı ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerini okuyup anlamamız şarttır.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir ki tarih boyunca Müslümanlar arasında, farklı din anlayışlarının ortaya çıkmasında insan unsuru, siyaset, ortam ve kültür etkili olmuştur. Ancak ortaya çıkış nedeni ne olursa olsun din ile din anlayışını birbirinden ayırt etmek gerekir. Her Müslüman dinin tek ve Allah’a ait olduğunu iyi bilmelidir. Dinin özüne aykırı olmadığı sürece, Müslümanlar arasında ortaya çıkan yorum farklılıklarını da doğal karşılamalıdır.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.