Dünya Hayatında Yapılanların Karşılığı: Ahiret

Yüce Allah (c.c.) insanı en güzel şekilde yaratmıştır. İnsana akıl ve irade vermiş, böylece onu diğer varlıklardan üstün kılmıştır. İnsan, aklı sayesinde düşünür, iyi ve kötünün birbirinden farkını anlar. Sahip olduğu iradeyle de özgür bir şekilde davranışlarına yön verir. İsterse iyiye, dilerse kötüye yönelir.

İnsan, akıllı ve irade sahibi bir varlık olduğu için yaptıklarından sorumlu tutulmuştur. O, dünya hayatında özgür iradesiyle yaptığı eylemlerin karşılığını görecektir. En küçük bir iyilik ya da kötülük yaptığında, ahirette bunun karşılığı ona mutlaka verilecektir. Bu durum kutsal kitabımızda şu ifadelerle dile getirilmiştir: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.”

İslam dini, insanlardan güzel davranışlarda bulunmalarını, kötülüklerden kaçınmalarını ister. Başkalarının hakkına saygılı olmayı, anne babaya iyi davranmayı; yoksul, yetim, yaşlı ve kimsesizlerin korunup gözetilmesini öğütler. Kur’an-ı Kerim, dinimizin öğütlerine uyan, Allah’ın emirlerini yerine getiren kimselerin ahirette ödüllendirileceğini belirtir. Bu konuyla ilgili bir ayette, “Allah, iman eden ve iyi işler yapanlara söz vermiştir; onlara bağışlama ve büyük mükâfat vardır.” buyrulur.

İnancımıza göre iyi işler yapan, güzel davranışlarda bulunan kimseler ahirette Allah tarafından cennetle ödüllendirilecektir. Kur’an-ı Kerim’de belirtildiğine göre cennet yemyeşil ağaçların, altlarından ırmaklar akan köşklerin, her türlü nimetin bulunduğu ebedî mutluluk yurdudur. Orada hiçbir kin ve düşmanlık yoktur. İnsan ne isterse cennette ona hiç zorluk çekmeksizin sahip olacaktır. Kutsal kitabımızda cenneti tasvir eden birçok ayet yer alır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur: “Takva sahiplerine vadolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudur…” Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de bir hadisinde cennetle ilgili şunları söylemiştir: “Yüce Rabb’imiz iyi kulları için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın hayal bile edemeyeceği kadar güzel nimetler hazırlamıştır.”

Ahiret hayatında sadece iyiliklerin değil, yapılan kötülüklerin de karşılığı görülecektir. Yüce Allah’ı inkâr eden, kul hakkı yiyen, insanların canına, malına zarar veren, kötülük yapan, günah işleyen kimseler ahirette cezalandırılacaktır. Başkalarına kötülük yapan, inkârcı kimselerin cezalandırılacakları yer ise cehennemdir. Rabb’imiz yapılan her türlü kötülüğün karşılığının ahirette görüleceğini Kur’an-ı Kerim’de açıkça ifade etmiştir. Âlemlerin Rabb’i olan Yüce Allah bu konuyla ilgili bir ayette, “Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olmuş olanlardan korktuklarını görürsün. ‘Vay hâlimize!’ derler, ‘Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!’ Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabb’in hiç kimseye zulmetmez.” buyurmuştur.

Dünyada birçok suç ve kötülük işlenmekte, haksızlıklar yapılmaktadır. Bunları yapanların bir kısmı yakalanmakta, yasalar tarafından cezalandırılmaktadır. Kötülük ve haksızlık yapanların birçoğu ise çeşitli nedenlerle cezadan kurtulmakta, yaptıkları yanlarına kalmaktadır. Dolayısıyla yaşadığımız dünyada adalet her zaman tam olarak gerçekleşmemektedir. İşte ahiret hayatında iyiliklerin olduğu gibi hiçbir kötülüğün de karşılıksız kalmaması, adaletin gerçekleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yüce Allah (c.c.) âdildir. Herkese yaptığının karşılığını tam olarak verir.

Yüce Allah adildir, kullarına hiçbir zaman zulmetmez. Onların davranışlarını adalete uygun bir şekilde değerlendirir. Bunun gereği olarak da emirlerine uygun davranıp iyi işler yapanları cennetle ödüllendirir. Dünya hayatında kötü işler yapanları, başkalarının hakkını yiyenleri de ahirette cezalandırır. Allah, kıyamet günü hiçbir kimseye haksızlık etmez. Adaletinin gereği olarak herkese hak ettiğinin karşılığını verir. Bu konuyla ilgili olarak bir ayette şu ifadeler yer alır: “Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur…” Aynı konuyla ilgili olarak başka bir ayette ise şöyle buyrulur: “Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer kötülük ise onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat artırır), kendinden de büyük mükâfatlar verir.”

İyi ile kötünün bir tutulması, suç işleyene ceza verilmemesi adalete aykırı bir tutumdur. İşte Allah (c.c.) adil olduğu için iyilerle kötüleri ahiret günü ayıracak, herkese hak ettiği şekilde davranacaktır. İyileri ödüllendirecek, kötüleri de cezalandıracaktır. Bu, onun adil olmasının gereğidir.

Yüce Allah hem adil hem de merhametli ve affedicidir. O yapılan iyiliklere kat kat fazla mükâfat verir, kötülüklere ise ancak onun karşılığı kadar ceza vereceğini belirtir. Rabb’imiz (c.c.) merhametinin gereği olarak hata yapan, günah işleyen kimseleri de hemen cezalandırmaz. Yapılan hatalardan dönülmesi için insanlara zaman tanır, fırsat verir. İşlenen günah veya kötülüklerden dolayı tövbe edilmesini ister. İnancımıza göre işlenen günah her ne olursa olsun kişi, Allah’ın rahmetinden asla ümidini kesmemelidir. Bu konuyla ilgili olarak bir ayette, “De ki: Ey kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” buyrulur. Başka bir ayette ise “Rabb’inizden bağışlanma dileyin; sonra ona tövbe edin. Muhakkak ki Rabb’im çok merhametlidir, (müminleri) çok sever.” buyrulur. Böylece Yüce Allah’ın kullarına karşı ne kadar merhametli olduğu, içtenlikle tövbe ettiklerinde onları affedeceği açıkça ifade edilir.

Esasen dünya hayatında yapılanların karşılığı olduğuna dair günlük hayattan ve çevremizden de birçok örnek vermek mümkündür. Örneğin fakir birine, yaşlı, yetim vb. kimselere yardım ettiğimizde büyük bir manevi huzur duyarız. Kendimizi mutlu hissederiz. Derslerimize düzenli olarak çalıştığımızda yüksek not alır, sınıfımızı da başarıyla geçeriz. Bahçemize ektiğimiz bir çiçek veya meyve fidanı için de aynı durum söz konusudur. Toprağını havalandırdığımız, suyunu ve gübresini ölçülü bir şekilde verdiğimiz bitkiler kısa sürede gelişip gürleşir. Bir de bakmışız ki bahçemizi rengârenk çiçekler kaplayıvermiş, ağaçlarımız da meyvelerle bereketlenmiş! Dünya hayatında kötülük yapan, kötü alışkanlıklara yönelen, yalan söyleyen, haksızlık eden kişiler ise mutluluk ve huzur duyamazlar. Yaptıkları kötülüklerin oluşturduğu suçluluk duygusu onları hep tedirgin eder. Böylesi kimseler başkaları tarafından da pek sevilmezler. Hatta çoğu kez toplumdan dışlanırlar. Bütün bunlar, günlük hayatta, insanın dünya hayatında yaptıklarının karşılığı olduğunu gösteren örneklerdir. Ahiret inancı, insanın hayatını anlamlı bir şekilde sürdürmesinde önemli bir rol oynar. Çünkü ahirete inanan insan, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu bilir. Öldükten sonra ahirette yeniden diriltileceğine, bu dünyada yaptıklarından hesaba çekileceğine inanır. Buna inanan insan, her türlü kötülükten uzak durmaya çalışır. Yalan söylemez, başkalarının arkasından konuşmaz. Haksızlık, hırsızlık, içki, kumar, iftira, büyüklenme gibi olumsuz davranışlardan kaçınır. Daima iyi işler yapmak için çaba harcar. Yoksul ve kimsesizleri koruyup gözetmek için elinden geleni yapar. Çalışkan, dürüst, temiz, sorumluluklarını bilen ve yerine getiren bir kişi olmaya çalışır. Böyle davrandığında Yüce Allah’ın kendisini seveceğini, ahirette cennetle ödüllendirileceğini bilir. Bu düşünce, kişinin hayatına anlam katar, ona iç huzuru ve mutluluk verir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir