"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gıybet Etmek ve İftira Atmak İslam’da Yasaklanmıştır

“Her duyduğunu başkalarına anlatması, kişiye günah olarak yeter.” (Ebu Davud, Edeb, 80.)

Gıybet ve iftira, toplumsal ilişkilere zarar veren kötü davranışlardandır. Gıybet, bir kimsenin arkasından, duyduğunda hoşlanmayacağı şekilde konuşmaktır. Yanımızda bulunmayan kişiyi incitici, küçültücü sözlerle anmak, onun dedikodusunu yapmaktır. İnsanları çekiştirmek, onun arkasından kötü konuşmaktır. (MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 106.) İftira ise bir kimseye asılsız olarak haksız bir şekilde suç, günah ya da kusur sayılan bir söz, nitelik veya davranış isnat ederek onun onuruyla ve kişiliğiyle oynamaktır. Bir kişiyi yapmadığı bir şeyle suçlamaktır. (MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 159.) Gıybet ve iftiranın hem birey hem de toplum açısından birçok zararı vardır. İnsanların gıybetini yapmak onları üzer. Gıybet, kişiler arasında iyi ilişkiler kurulmasını engeller. İnsanların dostça ve kardeşçe yaşamasına engel olur. Bireyler arasında kin ve düşmanlığı artırır. Bütün bunlar da toplumda huzuru, barışı, kardeşliği yok eder. İftiraya uğrayan kişi, masum olduğu hâlde yapmadığı bir kötülüğü yapmış gibi muamele görür. İnsanlar onu yapmadığı bir şeyle suçlarlar hatta toplumdan dışlarlar. Bu da masum bir insanın onuruyla oynamaktır, onun toplum içinde küçük düşmesine sebep olmaktır. İftira, adaletin yanıltılmasına, suçsuz insanların ceza görmesine sebep olur. Bazen iftira nedeniyle insanlar yıllarca hapis yatmakta, aileler yıkılmaktadır. Bütün bu sebeplerle hem gıybetten hem de iftiradan kaçınmak gerekir.

Bir gün Resulullah (s.a.v.) ashab-ı kirama, “Gıybet nedir, bilir misiniz?” diye sormuş, sahabiler de “Allah ve Resulü daha iyi bilir.” cevabını vermişlerdir. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (a.s.) “Gıybet”, kardeşini onun hoşlanmadığı bir şekilde anmandır.” buyurmuştur. Kendisine, “Söylediğim şey kardeşimde varsa ne buyurursunuz?” diye sorulduğunda, Allah Resulu (s.a.v.) şöyle cevap vermiştir: “Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa işte o zaman gıybet olur. Yoksa ona iftira etmiş olursun.” buyurmuştur. (Müslim, Birr, 70.)

İslam dini gıybeti açık ve kesin bir şekilde yasaklamıştır. Bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulmuştur: “Ey iman edenler!..Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O hâlde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurât suresi, 12. ayet.) “Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay hâline!” (Hümeze suresi, 1. ayet.) ayetinde ise insanları arkadan çekiştiren, gıybet eden kimseler kınanmıştır.

Müslüman, gıybetten kaçındığı gibi gıybet yapılmasına da engel olmaya çalışmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda, “Bir kimse kardeşinin ırz ve şerefini çekiştirene karşı onu savunursa Allahü Teâlâ, kıyamet günü o kişiyi cehennemden uzaklaştırır.” (Tirmizî, Birr, 20.) buyurmuştur.

Dinimiz gıybet gibi iftirayı da haram kabul etmiştir. İnsanlara iftira atmayı yasaklamış, haksız yere masum insanları suçlamayı günah saymıştır. Rabb’imiz (c.c.) bu konuyla ilgili olarak bir ayette şöyle buyurmuştur: “Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisâ suresi, 112. ayet.)

“Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzâb suresi, 58. ayet.)

Müslüman, her duyduğuna inanmamalıdır. Biri hakkında söylenen kötü bir sözün, suçlamanın iftira olabileceğini ya da yanlış anlaşılmadan kaynaklanabileceğini unutmamalıdır. Kur’an-ı Kerim de bizi böyle davranmaya yöneltir. Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında gerçekleşen bir iftira, Müslümanlar arasında yayılmıştı. Birçok kişi, söylenen iftiraya inanmıştı. Cenab-ı Allah (c.c.), “Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsn-ü zanda bulunup da ‘Bu, apaçık bir iftiradır.’ demeleri gerekmez miydi?”(Nûr suresi, 12. ayet.) buyurarak Müslümanların nasıl bir tavır takınmaları gerektiğini belirtmiştir. “…Siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Hâlbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.”(Nûr suresi, 15. ayet.) ayeti, iftiranın büyük bir günah olduğunu açıklamıştır. Bizler hiç kimseye iftira atmayalım, başkalarının dedikodusunu yapmayalım. Her zaman iyi niyetli, güzel düşünceli olalım.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.