"Enter"a basıp içeriğe geçin

Haset Etmek, Hasetlenmek İslam’da Yasaklanmıştır

Bazı insanlar bütün iyi şeylere, nimetlere kendilerinin sahip olmasını isterler. Bununla da yetinmezler; başkalarının başarılı, zengin, sağlıklı, huzurlu olmasından rahatsızlık duyarlar. Böyle kişilere hasetçi denir. İslamiyetin yasakladığı kötü davranışlardan biri olan haset; başkalarının sahip olduğu imkânları kıskanma anlamına gelir. Bu kavramın Türkçemizdeki karşılığı kıskançlıktır, çekememezliktir.

İnsanın, başkalarında gördüğü nimetlerin kendisinde de olmasını istemesi normaldir ve kötü bir şey değildir. Kişi, başkasında olan nimetleri görüp “Keşke ben de bu güzelliklere, nimetlere sahip olsam.” diye düşünebilir. Bu şekilde düşünmeye gıpta denir. Örneğin bir öğrencinin, kendisinden yüksek not alan bir arkadaşını görünce “Keşke ben de onun gibi yüksek not alabilsem.” şeklinde düşünmesi günah değildir. Aksine iyi bir şeydir. Çünkü iyi not alan arkadaşına gıpta eden öğrenci, onun gibi olmak için çalışıp çabalamaya yönelir. Bu da onun başarısını yükseltir.

Haset, hem birey hem de toplum açısından birçok zararı olan bir kötülüktür. Başkalarını kıskanan kişi, öncelikle kendisine zarar verir. Kıskanç kişiler, istedikleri şeye ulaşamadıkları için hep mutsuz olurlar. Başkalarında gördükleri her iyi durumdan rahatsız olur ve sürekli iç huzursuzluğu yaşarlar. Kıskanç kişi, isteklerinin yerine gelmesi konusunda o kadar hırslıdır ki bu hırs, onu amacını gerçekleştirmek için başkalarına sözlü ve fiilî zarar vermeye yöneltir. Haset, toplumda kin, nefret ve düşmanlığı körükler. İnsanlar arasındaki iyi ilişkileri ve toplumsal barışı bozar. Kavgalara yol açar.

Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde herkese yetecek kadar nimet ve rızık yaratmıştır. İnsanlara sahip oldukları nimetleri, rızıkları, hayırları veren Yüce Allah’tır (c.c.). Rabb’imiz (c.c.) bazı kişileri varlıkla, bazılarını yoklukla imtihan etmektedir. Bu sebeple bizden daha başarılı, zengin, sağlıklı, mutlu ve iyi durumda olan kimseleri kıskanmamalıyız. Sahip olduğumuz nimetler için Rabb’imize (c.c.) şükretmeli, daha iyi durumda olmak için çaba harcamalı ve bu konuda bize yardım etmesi için Allah’a (c.c.) dua etmeliyiz.

Yüce Rabb’imiz (c.c.), hasetten kaçınmamızı emretmektedir. Örneğin bir ayette, “Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah’tan lütfunu isteyin; şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.” (Nisâ suresi, 32. ayet.) buyurmaktadır. Başka bir ayette de “Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?..” (Nisâ suresi, 54. ayet.) buyurarak hasetçileri kınamaktadır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de hasedin kötü bir özellik olduğunu belirtmiş ve bu kötü huydan uzak durmamızı istemiştir. Bir hadisinde, “Kulun kalbinde imanla haset bir arada bulunmaz.” (Nesâî, Cihad, 8.) buyurarak başkalarına haset etmenin Müslümana yakışmayan bir özellik olduğunu anlatmak istemiştir.

“Ateş odunu nasıl yakıp yok ederse haset de iyilikleri yok eder.” (İbn-i Mâce, Zühd, 22; Ebu Davud, Edeb, 44.)

“Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize dargın durmayın, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. ” (Buhârî, Edeb, 57, 58.)

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.