"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hz. Eyüp Kimdir?

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” (Bakara suresi, 153. ayet.)

Kur’an-ı Kerim’de kıssası anlatılan ve özellikle sabrı ile bizlere örnek gösterilen kişilerden biri, Eyüp Peygamber’dir (a.s.). Kur’an’da, Hz. Eyüp’e (a.s.) Allah (c.c.) tarafından vahiy gönderildiği belirtilir. (Nisâ suresi, 163. ayet.) Yüce kitabımızda Eyüp Peygamber’in (a.s.) hidayete erdirildiği ve onun salih, iyi bir kul olduğu da ifade edilir. (En’âm suresi, 84. ayet.) Eyüp Peygamber’in (a.s.) Hz. Yakup (a.s.) ile aynı dönemlerde yaşadığı, tevhit dinini yaymak için mücadele ettiği; yumuşak huylu, affedici, sabır timsali bir kişiliğe sahip olduğu belirtilmektedir. Hz. Eyüp’ün (a.s.) Şam bölgesinde yaşadığı, geniş bir araziye sahip olduğu, çok sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvanı, hizmetçisi bulunduğu rivayet edilmektedir. Hz. Eyüp (a.s.) takva sahibi, yoksullara karşı merhametli, dulları ve yetimleri kollayan, misafire ikram eden, yolcunun yardımına koşan ve Allah’ın (c.c.) verdiği nimetlere şükreden, iyi bir insandı. Çok zengin bir insan olan Hz. Eyüp’ün (a.s.) sahip olduğu zenginliğe, mala, mülke ve aileye herkes gıpta ederdi. Ancak o, sahip olduğu zenginlikten dolayı kibirlenmez, nimetleri verenin Allah (c.c.) olduğunu bilir ve ona şükretmeyi görev bilirdi. Rabb’ine (c.c.) şükür ve minnetinin bir gereği olarak sahip olduğu şeylerden yoksullara, zor durumda olanlara tasadduk ederdi.

Zenginlik ve refah içinde yaşayan Hz. Eyüp (a.s.), zaman içinde bütün varlığını kaybetti; malı, mülkü elinden gitti. Ürünleri telef oldu. Sahip olduğu sürüleri, küçükbaş ve büyükbaş hayvanları öldü. Eyüp Peygamber’in (a.s.) yaşadığı olumsuzluklar, başına gelen felaketler bununla da kalmadı. Eyüp (a.s.) şiddetli bir hastalığa yakalandı. Hastalığı sebebiyle büyük sıkıntılar yaşadı, zorluklarla karşı karşıya kaldı. İnsanlar ondan uzaklaştı. Hz. Eyüp’ün (a.s.) karşılaştığı zorluklar, yaşadığı sıkıntılı durumlar yıllarca devam etti. Ancak o, yaşadığı bütün güçlüklere, başına gelen olumsuzluklara, uğradığı bela ve felaketlere sabırla, metanetle karşı koydu. Hiçbir zaman Allah’a (c.c.) isyan etmedi. “Neden ben?” demedi, “Rabb’im beni sevmiyor, beni terk etti .” diye düşünmedi. Başına gelenleri Allah’ın (c.c.) bir imtihanı olarak gördü. Nimetleri verenin de alanın da Allah (c.c.) olduğu bilinciyle davrandı. Her zaman Rabb’ine (c.c.) sığındı, hâlini ona arz etti, ondan yardım diledi.

Yaşadığı zorluk ve sıkıntılar yıllarca devam edince Eyüp Peygamber (a.s.), artık dayanma gücünü kaybetmeye başladı. Ellerini açıp her şeyin sahibi, sonsuz merhamet sahibi olan Rabb’ine (c.c.) yöneldi. Ona dua etti, yaşadığı sıkıntıların son bulması için Allah’a (c.c.) yalvardı. Ondan, kendisine yardım etmesini diledi. Merhameti sınırsız olan Yüce Allah (c.c.) da onun duasını karşılıksız bırakmadı. Hem ailesini hem de sahip olduğu mal ve mülkün daha fazlasını sevgili nebisine tekrar verdi. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyrulur: “Eyüp’ü de (an). Hani Rabb’ine, ‘Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.’ diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.” (Enbiyâ suresi, 83-84. ayetler.)

Kur’an-ı Kerim’de belirtildiğine göre Yüce Allah (c.c.), Hz. Eyüp’ten (a.s.) ayağını yere vurmasını istemiştir. Eyüp Peygamber (a.s.) de söyleneni yapınca yerden bir su fışkırmıştır. Bu suyu içen ve su ile vücudunu yıkayan Hz. Eyüp (a.s.), bütün hastalıklarından kurtulmuş, vücudu sıhhat bulmuş, eski sağlığına yeniden kavuşmuştur. (M. Âsım Köksal, Peygamberler Tarihi, C 1, s. 305-317; Abdullah Aydemir, İslami Kaynaklara Göre Peygamberler, s.97-112; Ömer Faruk Harman, TDVİA “Eyüp” maddesi, C 12, s. 16-17.)

“(Resulüm!) Kulumuz Eyüp’ü de an. O, Rabb’ine, ‘Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi.’ diye seslenmişti. ‘Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su!’ (dedik). Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyüp’ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.” (Sâd suresi, 41-44. ayetler.)

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.