"Enter"a basıp içeriğe geçin

İman ve Amel Arasındaki İlişki

Amel; iradeye dayalı iş, davranış ve eylem demektir. Esasen tasdik ve ikrar da birer ameldir. Ancak amel deyince daha çok kalp ve dil dışında kalan organların ameli anlaşılmaktadır. Bu durumda iman ile amel birbirinden ayrı şeyler olmasına, amel imanın bir parçası olmamasına rağmen, her ikisi arasında çok sıkı bir bağ ve ilişki bulunmaktadır.

Amel imanın ayrılmaz parçası değildir: Ehl-i sünnet âlimlerine göre amel, imanın parçası, rüknü ve olmazsa olmaz rüknü değildir. Bu sebeple bütün dinî esasları kalpten benimsemiş fakat çeşitli sebeplerle buyrukları yerine getirmemiş veya yasakları çiğnemiş olan kimse, işlediği günahı helal saymadığı müddetçe mümin sayılır. Çünkü:

1. Kur’an-ı Kerim’de “iman edenler ve salih amel işleyenler” ifadesinin geçtiği pek çok ayet vardır.16 Bu ayetlerde “iman edenler” ile “salih amel işleyenler” ayrı ayrı zikredilmiştir. Eğer amel imanın bir parçası olsaydı, “iman edenler” denilince ayrıca “salih amel işleyenler” demeye gerek kalmazdı. Çünkü bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünle birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Mesela “Ali geldi” dendiğinde, Ali’nin birer parçası olan organları da sayılarak “Ali ve ayakları, elleri ve başı geldi” denilmez.

2. Bazı ayetlerde iman, amel için bir ön şart olarak konmuş, iman olmadan amelin geçerli olmayacağı bildirilmiştir. Örneğin “Rableri’ni inkâr edenlerin durumu şudur: Onların salih amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Dünyada kazandıkları hiçbir şeyin ahirette yararını görmezler. İşte asıl kayıp asıl sapıklık budur.”17 ayetinde verilen örnekle iyi işlerin, iman olmadıkça Allah (c.c) katında değer kazanmayacağı bildirilmiştir. “Her kim mümin olarak salih amel işlerse artık o ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.”18 ayetinde de görüldüğü üzere eğer iman ile amel aynı şey olsaydı, o zaman ayrı ayrı zikredilmezdi. İman amel ilişkisi bağlamında büyük günah: Bazı ayetlerde büyük günahın imanla birlikte bulunabileceği ifade edilmiştir. Örneğin “Eğer müminlerden iki grup bir birleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin.”19 ayetinde adam öldürerek büyük günah işlemiş kişilerden “müminler” diye söz edilmiştir. Eğer amel imanın parçası olsaydı, bu kişiler “mümin” olarak anılmazlardı.

Peygamber Efendimiz döneminden itibaren Ehl-i sünnet âlimleri, kalbinde imanı bulunduğu ve bunu diliyle söylediği hâlde dinin emrettiği amelleri işlemeyen veya bazı yasakları çiğneyen kimseleri  yaptıklarını helal ve meşrû görmedikleri sürece  mümin saymışlar, Müslüman’a mahsus haklardan istifade ederek hayat sürmelerine karşı çıkmamışlardır. Bu kimselerin günahkâr “mümin” oldukları konusunda fikir birliği (icmâ) etmişlerdir.

13. Tevbe suresi, 124. ayet.
14. Fetih suresi, 4. ayet.
15. Enfâl suresi, 2. ayet.
16. bk. Bakara suresi, 277. ayet; Yunus Suresi, 9. ayet; Hûd suresi, 23. ayet.
17. İbrahim suresi, 18. ayet.
18. Tâhâ suresi, 112. ayet.
19. Hucurât suresi, 9. ayet.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.