İnsan İradesi ve Kader Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

İslam dinine göre insan; düşünce, söz ve davranışlarında özgür bir varlıktır. Yüce Allah, insana akıl ve düşünme yeteneği vererek iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilecek özellikte yaratmıştır.

Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur. Allah, Beled Suresi, 10. ayette: “Ona iki yolu (iyi ve kötüyü) gösterdik.” buyurarak nelerin iyi ve nelerin kötü olduğunu peygamberler aracılığıyla insanlara bildirmiş; bunların seçimini ise insana bırakmıştır. Bu durumla ilgili bir ayette insanın tercih özgürlüğüne şöyle vurgu yapılmıştır: ”Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır…” (İsra Suresi, 15. ayet)

İnsanın eylemleri, zorunlu ve seçime dayalı eylemler olmak üzere iki kısımdır. Kalbimizin çalışması, nefes alıp vermemiz, sindirim sistemimizin çalışması bizim irademiz dışında gerçekleşir. Ne zaman, hangi anne ve babadan dünyaya geleceğimiz, cinsiyetimizin ne olacağı, nerede ve ne zaman öleceğimiz gibi konular bizim tercihimize bırakılmamıştır.

Kişinin, özgür iradesiyle yapıp ettiklerini kadere bağlaması doğru değildir. Örneğin alkollü bir kişinin yaptığı kazadan, kaderini ve Allah’ı sorumlu göstermesi yanlıştır. Çünkü böyle yapan kişi, Allah’ın kendisine verdiği aklı, düşünme gücünü ve seçme özgürlüğünü yok saymaktadır. Sorumluluğu kendisinde değil, başka yerlerde aramaktadır.

BİR KISSA

ÖNLEM ALMAK

Bir gün Hz. Ömer, Şam ‘a doğru yola çıkar. Başkomutan Ebu Ubeyde, Hz. Ömer’i karşılar ve Şam’da veba hastalığının yayıldığını söyler. Bunun üzerine Hz. Ömer, ilk muhacirler ve ensarla Şam ‘a girip girmeme hususunu konuşur. Muhacir ve ensardan bir kısmı Şam ‘a girmeyi uygun görürken diğer bir kısmı girmeyi uygun görmez.

Bunun üzerine Hz. Ömer, orada bulunanlara sabahleyin erkenden geriye döneceklerine ve Şam’a girmeyeceklerine karar verdiğini söyler. Ebu Ubeyde, “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diyerek Hz. Ömer’e itiraz eder.

Hz. Ömer, “Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebu Ubeyde! Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli diğer tarafı çorak bir vadiye inseler. Develerini verimli yerde otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış, çorak yerde otlatsan yine Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?” der. Bu sözüyle Hz. Ömer, doğruyu tercih etmenin ve gerekli tedbirleri almanın da kader olduğunu vurgulamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir