İslam Düşüncesindeki Yorumları Birleştiren Unsurlar

İslam dünyasında ortaya çıkan mezhepler arasındaki görüş ve anlayış farklılıkları dinin temel esaslarına yönelik olmayıp ayrıntılarla ilgilidir. Örneğin hiçbir İslami düşünce ekolü Allah’ın varlığını ve birliğini tartışmamıştır. Namaz, oruç, hac ve zekâtın farz olduğu; içki, kumar, zina, hırsızlık gibi kötülüklerin haramlığı konusunda aykırı görüş belirtmemiştir.

İslam düşüncesindeki yorum biçimlerini birleştiren bazı temel unsurlar vardır. Bunlar tevhit, nübüvvet, Kur’an ve ahirettir.

Allah’ın bir olduğu, eşi ve benzerlerinin bulunmadığı inancına tevhit denir. Bütün mezhep imamları tevhit anlayışının İslam’ın özü olduğunu belirtmiş, Allah’ın birliği üzerinde önemle durmuştur. Örneğin İmam Eş’arî Allah’ın bir olduğunu, eşi ve benzeri bulunmadığını, kendine özgü sıfatları olduğunu belirtmiştir.(1) İmam Âzam Ebu Hanife’ye göre Allah birdir. O, yarattığı varlıklardan hiçbirine benzemez. Her Müslüman, Allah’ın varlığına ve birliğine olan inancını diliyle ifade etmelidir.(2) İmam Cafer-i Sadık da tevhit üzerinde önemle durur. Allah’ın varlığına ve birliğine kâinattaki işleyişe, delillere bakarak ulaşabileceğini söyler.(3) Ahmed bin Hanbel de Allah’ın zatı, sıfatları ve fiilleri itibarıyla bir olduğunu ifade eder.(4) Mu’tezile mezhebinin de beş temel esasından biri tevhittir.

Peygamberlik anlamına gelen nübüvvet hakkında da İslam mezhepleri görüş birliği içindedir. Bütün mezhepler nübüvvetin insanlık için gerekli bir müessese, Hz. Muhammed’in de son peygamber olduğu konusunda hemfikirdir. İmam Maturîdi’ye göre insanlara doğru yolu gösterecek bir rehberin, onları iyiye ve güzele yöneltecek bir nasihatçinin olması zorunludur. Yüce Allah bu zorunluluğa binaen tarih boyunca birçok peygamber göndermiştir. Peygamberlik müessesesi en son ve en mükemmel hâliyle Hz. Muhammed’le tamamlanmıştır.(5) İmam Eş’arî ise bu konuda şöyle demiştir: “Bir melek aracılığıyla kendisine Allah tarafından vahiy gelen ve âdetleri bozacak şekilde mucize gösteren kimseye nebi denir. Bu sıfatların yanında yeni bir şeriat veya daha önceki şeriatın bazı hükümlerini değiştiren kimseye de resul denir. Nebiler çoktur. İlk resul Hz. Âdem, sonuncusu da Hz. Muhammed’dir.”(6) Şiilere göre de peygamberler insanların en üstünü ve kulların en hayırlısıdır. Onlar emindirler, günahlardan korunmuşlardır. Peygamberlik ilahî bir lütuf ve görevdir. Hz. Muhammed peygamberlerin sonuncusudur.(7)

Bütün İslam mezhepleri Kur’an’ın Allah kelamı olduğu konusunda görüş birliği içindedir. İslam düşünce ekollerinin hepsi de dinî konularda görüş bildirirken ilk olarak Kur’an’a müracaat etmişlerdir. Kur’an’da açıkça belirtilen her şeyi teredütsüz bir şekilde kabul etmişlerdir. Örneğin İmam Âzam Ebu Hanife şöyle demiştir: “Kur’an Allah kelamıdır, deyin. Buna bir harf bile ilave etmeyin…”(8) İmam Malik de “Kur’an Allah kelamıdır.”(9) diyerek aynı konuya vurgu yapmıştır.

İmam Cafer-i Sadık kendi dönemindeki bazı iftiralara karşılık olarak Kur’an’da hiçbir tahrifat yapılmadığını, Müslümanların elindeki mevcut Kur’an’dan başka bir Kur’an’ın olmadığını, Kur’an’da bir eksiltme ve fazlalaştırma yapılmadığını ifade etmiştir.(10)

İslam düşüncesindeki yorum biçimlerinin üzerinde ittifak ettiği hususlardan biri de ahirettir. Bütün mezhepler ahiretin varlığı, kıyametin mutlaka kopacağı; ölümden sonra dirilmenin, hesap, mizan, cennet ve cehennemin hak olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Örneğin Eş’arîliğe göre ahiret hayatı mutlaka gerçekleşecektir. Cennet iyilerin, cehennem ise kötülerin yurdu olacaktır.(11) İmam Maturîdi de eserlerinde ahiret hayatının varlığını hem ayet ve hadislerle hem de akli delillerle açıklamıştır.(12) Mu’tezile mezhebine göre dünyada hayırlı ameller işleyenler ahirette Allah tarafından ödüllendirilecek, kötülük işleyenler ise ceza göreceklerdir. Bu durum ilahî adaletin gereğidir.(13) Şiilikte de ahirette yeniden dirilişin hak olduğu, Allah’ın emir ve yasaklarına uyanlara mükâfat, uymayanlara ceza verileceği belirtilir. Cennet ve cehennemin hak olduğuna inanılır.(14)

(1) Ethem Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslam Mezhepleri, s. 75.
(2) Ethem Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslam Mezhepleri, s. 62.
(3) Mehmet Atalan, Cafer-i Sadık, s. 92.
(4) Ferhat Koca, Ahmed bin Hanbel, s. 52
(5) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 79-80.
(6) Ethem Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslam Mezhepleri, s. 75.
(7) Ethem Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslam Mezhepleri, s. 156-157.
(8) Muhammed Ebu Zehra, Ebu Hanife, s. 208.
(9) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 64.
(10) Mehmet Atalan, Cafer-i Sadık, s. 101.
(11) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 76.
(12) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 81.
(13) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 47.
(14) Şerafettin Gölcük, Kelam Tarihi, s. 30.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir