"Enter"a basıp içeriğe geçin

İslam Medeniyeti ve Özellikleri

Medeniyet, şehre mensup olan, şehirli anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. Medeniyet, ortak özellikler gösteren sosyal gruplar veya bunların bütününe verilen isimdir.

Medeniyet, farklı kültürlerin bir araya gelmesi ile oluşur. Örneğin, Türk ve Arap kültürü birbirlerinden farklıdır ama her ikisi de İslam medeniyetinin bir parçasıdır. Bu açıdan medeniyet kültürden daha geniş kapsamlıdır. Kültür, bir toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin bütününe verilen isimdir. Örneğin, misafire çay ikram etmek kültürümüzün temel ilkelerindendir. Her toplumun kendine ait bir kültürü vardır çünkü her toplumun, giyim alışkanlıkları, yeme içme tarzı birbirinden farklıdır. Medeniyet, İslam medeniyeti, Batı medeniyeti gibi büyük tarihî oluşumları ifade içinde kullanılabilir. Günümüzde medeniyet kavramı yerine uygarlık kavramı da kullanılmaktadır.

Bir inanç biçimi olarak İslamiyet, İslam medeniyetinin kaynağıdır. İslam medeniyeti ilk insan, aynı zamanda ilk peygamber olan Hz. Âdem’le (a.s.) başlamış ve peygamberler halkasının hâtemi (sonuncusu) olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ile beraber olgunlaşarak kemâle ulaşmıştır. Bu gerçeği yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim şöyle beyan etmektedir: “…Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim…” (Maide suresi, 3. ayet) İslam’ı kabul eden, yaşayan toplumların tarih boyunca ortaya koydukları maddi ve manevi kazanımların tümüne birden İslam Medeniyeti denir. İslam medeniyetinin temelini vahiy kültürü oluşturur. Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünnetinden beslenerek, gelişen bu kültür, zamanla günlük yaşamın her alanında olduğu gibi, mimariden el sanatlarına, yazıdan hat sanatına, sanattan edebiyata her alanda kendini göstermiş ve İslam medeniyetini oluşturmuştur. Müslümanlar, araştırmaya ve gelişmeye açık bir toplum olarak, İslam’ı yaymak için yaptıkları fetih, tebliğ faaliyetleri ve ticaret yolu ile diğer medeniyetlerle her zaman iletişim içerisinde olmuşlar, farklı medeniyetlerin tecrübelerinden ve kazanımlarından kendi inanç ilkelerine ters düşmemesi koşulu ile yararlanmışlardır.

Bu sayede diğer toplumların düşünme tarzlarını, ekonomik sistemlerini, siyasi düzenlerini ve ilmî miraslarını yakından tanımışlardır. Müslümanların önyargısız olarak iletişime ve gelişmeye açık olan bu yaklaşımları sayesinde, İslam medeniyeti daha çabuk gelişmiştir. İslam medeniyetinin oluşumunda Arap, Türk, Fars ve Hint kültürlerinin etkisi olmuştur. İslam medeniyetinin kuşatıcı tasavvur ve tutumu sayesinde, başka toplumlarda karşılık bulmasına ve yayılmasına vesile olmuştur çünkü İslam medeniyeti her zaman insanların ihtiyaçlarını karşılayan, günlük yaşam, bilim, sanat, mimari, hukuk ve eğitim gibi alanlarda kendine özgü sistemler inşa etmiştir. İslam medeniyeti bu özgünlüğü ile yeni tanıştığı toplumlarda baskıcı ve zorlayıcı bir yol ile değil de kendini kabul ettirici bir yöntem izlemiştir. Bu yüzden dünyanın her coğrafyasında vahiy kaynaklı bu medeniyetin izlerini görmek mümkündür. İslam medeniyeti Asr-ı Saadet dönemi diye isimlendirdiğimiz, Peygamberimizin (s.a.v.) dönemi ile başlar, dört halife dönemi ile devam eder. Emeviler zamanında oluşum, Abbasiler zamanında gelişim süreci ile devam eden İslam medeniyeti, Selçuklular zamanında gelişimini devam ettirmiştir. Osmanlı devleti zamanında da tüm birimleri ile en parlak zamanını yaşamıştır. Kısa bir zamanda gelişip büyüyen İslam medeniyeti, Cebeli Tarık Boğazı’ndan Çin Seddi’ne kadar uzanan bir alana tesir etmiştir. Müslümanlar fethettikleri yerlerin halkına şefkat ve merhametle davrandılar. Müslümanlar fen, sanat, tıp, iktisat, edebiyat gibi ilimlerde en büyük medeniyeti kurdular. İslam medeniyeti Asya, Afrika ve Avrupa’nın önemli bir kısmını içine almakla kalmamış, Batı medeniyetinin gelişmesinde de önemli bir rol oynamıştır çünkü araştırma ve ilimle meşgul olmayı nafile ibadetlerle meşgul olmaktan daha üstün tutan, bu yolla ilmî teşvik eden, âlimin mürekkebini şehidin kanı seviyesinde tutan bir dinin mensubu, elbette ki ilim ve fenle meşgul olacak hem kendi medeniyetini geliştirecek hem de tüm insanlığa ışık saçacaktır. İşte bu sayede İslam medeniyeti, diğer medeniyetlere nazaran daha yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. İslam medeniyeti Gazali, Farabi, İbn Haldun, İbn Sina, İbn Rüşd, Ali Kuşçu, Mimar Sinan gibi ilim adamları ile tıp, matematik, mimari, astronomi, sosyoloji ve felsefe gibi alanlarda, tüm medeniyetlere örnek olacak eserler ortaya koymuştur.

 

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.