Kötü Alışkanlıklardan Nasıl Uzak Durulur?

Aile, arkadaş çevresi, iletişim araçları ve kişilik özelliklerinden her birinin kötü alışkanlıklara başlamada önemli bir etkisi vardır.

Toplum yapısında ailenin bir kurum olarak önemi büyüktür. Çocuklar, aile büyüklerini kendilerine örnek alır ve onlara benzemeye çalışırlar. Aile içindeki geçimsizlik, sevgi yoksunluğu, aile bağlarının zayıflığı çocukları aile içinde yalnızlığa iter ve mutsuz kılar. Böyle bir aile ortamında yetişen çocuklar, kötü alışkanlıklara daha kolay meyledebilirler.

Kötü alışkanlıklar, birdenbire olmaz. Yavaş yavaş ve azar azar başlar. Zamanla, süratle artarak devam eder. Daha sonra felaket şekline dönüşür. O hâlde: “bir defayla”, “ara sıra”, “azıcık”, “ilk ve son”… gibi lafların kişiyi kötü alışkanlıkların içine çeken birer tuzak olduğu, kötü alışkanlıkların ilk basamağını oluşturduğu unutulmamalıdır. Kötü alışkanlıkların başı sonu, azı çoğu olmaz.

Kötü alışkanlıklara başlamada arkadaş çevresi çok etkilidir. Başka arkadaşlara özenme, kendini kanıtlama ve dışlanma gibi kaygılar kötü alışkanlıkların başlamasında önemli rol oynar.

Bazı kişiler sıkıntıya düştükleri veya morallerini bozacak bir olayla karşılaştıkları zaman dayanma güçlerini kaybederler. Sorunlarını alkol, uyuşturucu veya sigara aracılığı ile çözmeye, unutmaya çalışırlar. Oysa bu alışkanlıklar olumsuzlukları büyütür, üzüntüleri artırır.

Kötü alışkanlıklara başlama sebepleri:

• Merak ve özenti
• Bilgisizlik ve eğitim yetersizliği
• Aile içi geçimsizlik ve iletişim eksikliği
• Kötü arkadaş çevresi ve kendini kabul ettirme duygusu
• Gazete, internet ve televizyon gibi yayınlardaki kötü alışkanlıklara özendirici programların tesiri altında kalmak, kötü alışkanlıkların başlama sebepleridir.

İletişim araçlarından yararlanırken dikkatli olmak ve bazı konularda seçici davranmak durumundayız. Gazete, dergi, TV, İnternet gibi bazı kitle iletişim araçlarındaki birtakım görüntü, yazı ve reklamlar insanları kötü alışkanlıklara özendirmektedir. Bizler de bu konularda daha seçici ve dikkatli davranmalıyız.

İslam dini kişinin din, can, mal, akıl ve nesil emniyetini korumayı ön planda tutar. Bu değerler fert ve toplum açısından önemlidir. Kötü alışkanlık ve davranışlardan korunabilmek için bireye, aileye ve devlete bazı görevler düşmektedir. Herkes üzerine düşen görevleri yerine getirirse kötü alışkanlık ve davranışlardan korunmak mümkün olacaktır.

Kötü alışkanlık ve davranışlardan nasıl korunabiliriz?

Kötü alışkanlık ve davranışlardan korunmak için öncelikle arkadaş seçimine dikkat etmeliyiz. Kendimize güzel ahlaklı, iyi insanlardan arkadaş seçmeliyiz. Kötü alışkanları olan insanlardan uzak durmaya çalışmalıyız. İnsanların iyi ve güzel yönlerini örnek almalıyız. Unutmamalıyız ki birçok kötü alışkanlık ve davranış arkadaşlar arasında özentiyle başlar.

Kötü alışkanlık ve davranışlardan korunmada en etkili faktörlerden biri de ailedir. Aile, çocuğu sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar gibi kötü alışkanlıkların yanlışlığı konusunda eğitmelidir. Çünkü alışkanlıkların iyisi de kötüsü de küçük yaştan itibaren kazanılır. Aile çocuğunun arkadaş çevresinden ve yaptıklarından haberdar olmalı, yanlışını gördüğünde çocuğunu uygun bir dille uyarmalıdır.

Kötü alışkanlıklar ve zararları konusunda bilinçli olmalıyız. İçki, kumar ve uyuşturucu gibi maddelerin sağlığımıza zarar verdiğini bilerek bu alışkanlık ve davranışlardan kaçınmaya çalışmalıyız.

Kötü alışkanlıkların olduğu yerlerden uzak durmalıyız. Boş zamanlarımızı spor yaparak, kitap okuyarak değerlendirmeliyiz. Televizyon, gazete ve dergilerde içki, kumar, sigara gibi kötü davranış ve alışkanlıklar, özendirici fotoğraflar ve görüntüler konusunda duyarlı davranmalıyız.

Kötü alışkanlık ve davranış sahiplerine karşı nasıl davranmalıyız?

İçki, kumar ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar tüm toplumu olumsuz yönde etkiler. Bizler kendimizi her türlü kötü alışkanlıktan koruduğumuz gibi kötü alışkanlık ve davranışları olanları da uyarmalıyız. Kötülükler karşısında duyarsız kalmamalıyız. Peygamberimiz de bu konuda: “Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eliyle düzeltmeye gücü yetmezse, diliyle düzeltsin. Diliyle de düzeltmeye gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin (yapanı ve yapılanı kalbinde sevmesin). Bu da imanın en zayıf noktasıdır.” (Tirmizi, Fiten, 11) şeklinde buyurarak toplumda şahit olduğumuz kötülüklere karşı hassasiyet sahibi olmamızı istemiştir. Çünkü insanın kötü alışkanlık ve davranışlardan uzak kalabilmesi için temiz bir toplumda yetişmesi gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir