"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kur’an-ı Kerim’e Göre Cinler

Cin kelimesi sözlükte, “gizli ve örtülü varlık, görülmeyen şey” anlamına gelir. Terim olarak duyu organlarıyla idrak edilemeyen, irade sahibi, ateşten yaratılmış, ruhanî varlıklara verilen bir addır.

Cinlerin varlığı Kur’an-ı Kerim ve sahih hadislerle sabit olup onlar hakkında tek bilgi kaynağımız vahiydir. Akıl da diğer görünmeyen varlıklar gibi cinlerin varlığını imkânsız görmeyip caiz ve mümkün görür. İnsanların cinleri göremeyişi, gözlerinin cinleri görecek yetenekte yaratılmamış olmasındandır.47 İrade ve sorumluluk açısından varlıklar; insan, cin ve melekler olmak üzere üç grupta incelenir.

İnsanlar ve cinler akıllı ve iradeli varlıklar olup bundan dolayı sorumluluk sahibidirler. Melekler iradesiz varlıklardır. Bu sebeple kötülüğü işleme imkânları bulunmadığı için de yaptıklarından sorumlu değildirler. Melekler ve cinler hem özellik hem de yaratılış bakımından farklı varlıklardır. İslam âlimleri meleklerin cinlerden ayrı bir varlık türü olduğunu belirterek cin kelimesinin insan ve melek dışındaki üçüncü bir varlık türünün adı olarak kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Kur’an’da buyurulduğuna göre Allah Teala, insanı topraktan cinleri ise yalın ateşten ve insan türünden önce yaratmıştır.

Cinler de insanlar gibi irade sahibi varlıklar olup Allah’a (c.c) kulluk için yaratılmışlardır. Bunun için de hesaba çekileceklerdir. Peygamberimiz (s.a.v) İslam’ı cinlere de tebliğ etmiştir. Cinlerden bir grubun, Peygamberimizi (s.a.v) Kur’an okurken dinledikleri, sonra da kendi topluluklarına dönerek bu olayı anlatıp onları Hz. Peygamberin davetine uymaya çağırdıkları ve bir kısmının iman edip Müslüman olduğu bir kısmının ise inkâr edip kâfir olduğu Kur’an’da haber verilmiştir. Bu sebeple tıpkı insanlar gibi içlerinden Müslüman olanları cennetle ödüllendirilecek, inanmayanları ise cehennemde cezaya çarptırılacaktır.52

İnsan, yaratılışının gereği olarak bilinmeyen ve görünmeyene, esrarengiz olana karşı daima ilgi duymuş ve bu durum çeşitli çevrelerin istismarına konu olmuştur. İlk devirlerden itibaren cinlerle ya da ölmüş insanların ruhlarıyla irtibat halinde olduğunu iddia eden hatta ruh çağırma seansları düzenleyerek ölmüş kişilerin ruhlarıyla görüşüp onlardan bilgi aldıklarını söyleyerek insanların ilgisini çeken ve bu yolla itibar ve servet kazanan kâhin, büyücü, falcı, medyum gibi şahıslar her daim var olmuştur. Ancak Kur’an ve hadislere göre mutlak gaybın bilgisi sadece Allah’a (c.c) aittir. Bu sebeple gaybı bilme iddiası dinen doğru olmadığı gibi buna inanılması ve bu tür kişilerden yardım umulması da dinen caiz değildir. Bu sebeple insanların zaaflarından faydalanıp onların saf ve temiz dini duygularını kullanarak buradan menfaat elde etmeye çalışan sapkın kişilere asla itibar edilmemeli ve onlara fırsat verilmemelidir.

Müslüman bir kimsenin cinlerden korkmaması ve Allah’ın (c.c) izni olmadan bir varlığın başka bir varlığa zarar veremeyeceğine gönülden inanması gerekir. Diğer varlıklardan gelebilecek zararlara karşı Allah’a (c.c) sığınmak gerektiği gibi cinlerden gelebilecek zararlar hususunda da aynı tutum sergilenmelidir. Nitekim Hz. Peygamberin de cinlerin insanları etkilemesine karşı Ayetü’l-kürsî’yi, Felak ve Nas surelerini okuduğu bilinmektedir.55 Müslümanlar, cinlerden zarar gördüklerini sandıkları durumlarda Hz. Peygamberden öğrendiği tedbirlerle yetinmeli, cahil cinci ve üfürükçülerin tuzağına düşmekten sakınmalıdır.56

47. A. Saim Kılavuz, Anahatlarıyla İslam Akaidi ve Kelam’a Giriş, s. 316-317.
48. Rahmân suresi, 15. ayet.
49. Hicr suresi, 26-27. ayet.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.