Kur’an’ın İç Düzeni ile İlgili Kavramlar

Kur’an-ı Kerim,içeriği ve düzeni açısından özel bir kitaptır. Kur’an’ın bu düzenine ilişkin kavramları bilmek ondan istifade etmemizi kolaylaştırır. Ayet, sure ve cüz Kur’an-ı Kerim’in iç düzenine ait kavramlardandır.

Ayet, kelime olarak “işaret, delil ve alamet” demektir. Allah’ın (c.c.) varlığına ve birliğine işaret eden her şeyin ayet olduğu Kur’an-ı Kerim’de “Göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün art arda gelişinde, akıl sahipleri için ayetler vardır.” (Âl-i İmrân sûresi, 190.ayet.) ifadesiyle bildirilmiştir. Dinî terim olarak ise ayet, sûrelerin içinde yer alan, başından ve sonundan özel işaretlerle ayrılan bir veya birkaç cümleden oluşan ilahi sözdür. Birkaç cümleden oluşan uzun ayetler olduğu gibi harf veya kelimelerden oluşan kısa ayetler de vardır. Örneğin “Elif, Lâm, Mîm”, harfleriyle “er-Rahmân” veya “Yâsîn” kelimeleri birer ayettir. En uzun ayet bir sayfadan ibaret olan Bakara suresinin 282. ayetidir. Ayetler “durak” adı verilen ve üzerinde ayet numarası yazılı olan işaretlerle birbirinden ayrılır. Bu işaretler Kur’an’ı okumada ve ayetlerin yerini bulmada kişiye kolaylık sağlar. Sureler içerisinde ayetlerin sıralamasını Cebrail (a.s.), Hz. Peygamber’e (s.a.v.) bildirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bir ayet indiğinde, bu ayetin hangi surede, nereye yazılması gerektiğini vahiy kâtiplerine göstermiştir.

Sure, kelime olarak “yüksek rütbe, şan ve şeref” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise sure, Kur’an’ın en az üç ayetten oluşan yüz on dört bölümünden her birine verilen isimdir. Bu isimlendirme Kur’an’da ‘’Kulumuza indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın. (Bakara suresi, 23. ayet.) ayetiyle dile getirilmektedir.

Sureler, isimlerini içerisindeki bir kelimeden, kavramdan veya anlatılan olaydan alır. Örneğin Yûsuf suresi Hz. Yusuf’u (a.s) konu edindiği için bu şekilde isimlendirilmiştir. Fil suresi de ismini Hz. Peygamber’in (s.a.v.) doğumundan evvel gerçekleşen Fil Olayı’ndan almıştır. Bazı surelerin birden fazla ismi vardır. Örneğin, Mü’min suresine Gâfir, Tebbet suresine ise Leheb ve Mesed isimleri verilmiştir. Ayrıca tefsir ve usül alimlerinin çoğuna göre Hz. Peygambere (s.a.v.) hicretten önce indirilen ayetlerin bulunduğu surelere “Mekkî”, hicretten sonra indirilenlere ise “Medenî” sureler ismi verilmiştir. (Yusuf Şevki Yavuz, Abdurrahman Çetin, “Âyet”, TDV İslam Ansiklopedisi, C 4. , s. 243.) Mekkî surelerde daha çok Allah’ın (c.c) varlığı ve birliği gibi iman konuları ile ahlaki konulara değinilmiştir. Medenî surelerde ise genellikle ibadetlere ve davranışlara ilişkin konular yer almıştır.

Cüz, kelime olarak “parça, bölüm, kısım, bir bütünün parçalarından her biri” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise cüz, Kur’an-ı Kerim’in ayet ve surelerden oluşan her yirmi sayfalık bölümüne verilen isimdir. Kur’an’da 30 cüz yer alır. Cüzler, sayfanın sol tarafındaki sayfa kenarına konulan ve ‘’cüz gülü’’ adı verilen işaretlerle gösterilir. Bu işaretlerin içine cüz numarası yazılır. Kur’an’ın cüzlere ayrılması, onun okunması ve ezberlenmesini kolaylaştırır.

Mushaf, kelime olarak bir araya getirilip bağlanmış yazılı sayfalar anlamına gelir. Terim olarak ise mushaf, Kur’ân-ı Kerim ayetlerinin yazılarak iki kapak arasında toplanmasından oluşan kitabın özel adıdır. Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) halifeliği döneminde ilk mushafın yazılması bir yandan Kur’an’ın okunuşunu kolaylaştırırken diğer taraftan Müslüman toplumların tamamında yanlış okuyuşların engellenmesi için aynı metnin esas alınmasını sağlamıştır.

1 Response

  1. Zeynep Solmaz dedi ki:

    mushaf’ın tam olarak ne olduğunu anlayamadım inşalllah sınacda mushaf çıkmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir