"Enter"a basıp içeriğe geçin

Oruç İbadetinin Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları

İslam dini insanlara Allah’ın (c.c.) varlığına inanmayı ve ona ibadet etmeyi emreder. Dinimizin emrettiği ibadetlerin kişi ve toplum açısından birçok faydası vardır. Ramazan ayı boyunca her gün oruç tutmak Allah’ın (c.c.) emrettiği ibadetlerden biridir. Oruç tutan kişi tan yerinin ağarmasından başlayarak akşamleyin güneş batıncaya kadar, gün boyunca hiçbir şey yiyip içmez. Ne kadar acıkırsa acıksın, ne kadar susarsa susasın yine de Allah’ın (c.c.) emrinden çıkmaz. Orucuna sabırla devam eder.

Oruç ibadetinin kişiye birçok faydası vardır. Bunlardan en önemlileri hiç şüphesiz, kişiye sabırlı olmayı öğretmesi ve iradeyi güçlendirmesidir. Müslüman, yaz kış demeksizin yılın her mevsiminde, farklı coğrafi şartlarda oruç tutar. İçinde bulunduğu şartlar ne kadar zor olursa olsun oruç ibadetine sabırlı, kararlı bir şekilde devam eder. Kişi ne kadar acıkırsa acıksın veya susarsa susasın, elinin altındaki yiyecek ve içeceklere dahi el uzatmaz. İftar vakti gelene kadar ibadetine devam eder. Böylece kişi hem sabırlı hem de güçlü irade sahibi olur. Pek çok güçlüğün üstesinden kolaylıkla gelir. İsteklerini kontrol etmeyi öğrenir.

Oruç tutarak iradesi güçlenen bir Müslüman, davranışlarını denetleyebilme yeteneği kazanır. Hayatta karşılaştığı zorluklara yenik düşmemeyi, sıkıntılara göğüs germeyi öğrenir. Üzücü olaylar karşısında daha sabırlı ve dirençli olur.

İradesi güçlü olan bir insan, zararlı alışkanlıklara karşı koymasını da bilir. Güzel sözlerle ve tatlı vaatlerle kendine sunulan zararlı maddeleri asla kabul etmez. Kendisine, ailesine ve toplumuna zarar verecek kötü alışkanlıklardan kaçınır. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de bir hadisinde, “Oruç bir kalkandır. İnsanı çeşitli kötülüklerden ve günahlardan korur.” buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir. Oruç, insanın iyi ve güzel davranışlara yönelmesine, kötülüklerden kaçınmasına katkı sağlar. İnsanın iyi alışkanlıklar edinmesine yardımcı olur. Onun ahlakını güzelleştirir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde; “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez.” buyurmuştur. Allah Resulü (s.a.v.) başka bir hadisinde de “Oruç bir kalkandır.” buyurarak orucun insanları günahlardan ve kötülüklerden uzaklaştırması, oruç tutan insanın kin, nefret, öfke, kıskançlık gibi kötü huylardan kaçınması gerektiğine dikkat çekmiştir. Buna göre oruç tutan Müslüman alçak gönüllü, yardımsever, bağışlayıcı bir kişi olmalıdır. Allah’ın (c.c.) sevgisini kazanmayı amaç edinmeli, güzel davranışlarda bulunmalıdır.

Oruç ibadetinin sadece bireysel değil, toplumsal açıdan da birçok faydası vardır. Bu ibadet toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın artmasına katkı sağlar. Oruç tutan insan gün boyu hiçbir şey yiyip içmez. Saatlerce aç ve susuz kalır. Açlığın, susuzluğun, birçok nimetten mahrum kalmanın zorluklarını yaşayarak fark eder. Böylece zengin Müslümanlar; fakirlerin, temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekenlerin durumunu daha iyi anlar. Zorda kalanlara yardım etmeye önem verir. Sahip oldukları nimetleri onlarla paylaşır.

Dinimizin emrettiği zekât ve sadaka gibi mali ibadetler genellikle ramazan ayında yerine getirilir. Fıtır sadakası (fitre) da bu ay içerisinde, en geç ramazan bayramından önce verilir. Böylece fakir kimseler az da olsa kendilerine yapılan maddi yardımlarla ekonomik açıdan rahatlama imkânı bulurlar. Zekât, sadaka, fitre gibi ibadetler sayesinde zenginlerle fakirler arasında bir sevgi köprüsü kurulur. Zengin kişiler de başkalarına yardım etmenin, paylaşmanın, yardımlaşmanın huzurunu yaşarlar.

Ramazan ayında iftar davetleri düzenlenir. Bu davetlerde akrabalardan komşulara, öğrencilerden mahallemizdeki fakir kimselere kadar pek çok insan ağırlanır. İnsanlar hem iftar eder hem de birbirlerinin dertlerinden, sıkıntılarından haberdar olurlar. Bütün bunlar oruç ibadetinin toplumsal dayanışmaya katkı sağladığını göstermektedir.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.