Peygamberimize (s.a.v.) Karşı Ahlaki Sorumluluklarımız Nelerdir?

Allah’a (c.c.) karşı sorumlulukların bilincinde olan Müslüman, aynı zamanda Hz. Muhammed’e (s.a.v.) karşı da sorumlu olduğunu bilir.

Peygamber Efendimiz, Kur’an-ı Kerim’de örnek olarak gösterilen bir rehberdir.25 Hz. Muhammed’i (s.a.v.) örnek alarak sünnetine uymak, onu saygıyla anmak ve salavat getirmek gibi vazifeler Müslümanlara Kur’an-ı Kerim’de emredilmiştir. Hz. Peygamber’e (s.a.v.) inanarak tasdik etmek, getirdiği dine teslim olmak ve onu herkesten çok sevmek başta gelen ahlaki sorumluluklarımızdandır.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) İnanmak ve Tasdik Etmek

Müslümanın peygamberimize karşı ahlaki sorumluluklarının başında Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği ve görevlendirdiği peygamberlere ve özellikle Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman etmek gelir. Bu iman, peygamberin Allah’tan (c.c.) getirdiği her şeyi kabul etmek ve gönülden benimsemek anlamına gelir. Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin…”26 buyurarak Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman etmemizi istemiş, Peygamber Efendimiz de “Bana iman etmeyen Allah’a da iman etmemiştir…”27 buyurarak kendisine imanın aynı zamanda Allah’a (c.c.) iman anlamına geldiğini bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.”28 buyrularak imanla birlikte peygambere itaat edilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Samimiyetle Teslim Olmak

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) gönülden boyun eğerek teslim olmak, Müslümanın ahlaki sorumluluklarından biridir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” 29 Bu ayet Hz. Muhammed’in (s.a.v.) verdiği hükümlere Müslümanın tam bir teslimiyet göstermesi gerektiğini bildirmektedir. Peygambere teslimiyet aynı zamanda onun getirdiği dinî hükümlerin hak ve gerçek olduğuna samimi bir şekilde inanmaktır. Kur’an-ı Kerim’de, “… Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne götürün. (Onların talimatına göre halledin.) Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.”30 buyrularak herhangi bir anlaşmazlık durumunda Müslümanlar Kur’an ve sünnete yönlendirilmektedir. Ayrıca “Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resulüne davet edildiklerinde, müminlerin söyleyeceği söz ancak, ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”31 ayeti, peygambere teslimiyetin ve itaatin iman bakımından önemine dikkat çekmektedir.

Hz. Muhammed’i (s.a.v.) Herkesten Çok Sevmek

Müslümanların Hz. Peygamber’e karşı sorumluluklarından biri de onu herkesten çok sevmeleridir. Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetini çok severdi. Müminlerin başına herhangi bir sıkıntının gelmesine üzülürdü. Onun bu davranışını Yüce Allah “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”32 ayetiyle bildirmiştir. Bir başka ayette de “Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır…”33 buyrularak müminler için peygamber sevgisinin kendi canlarından bile ileri düzeyde olması gerektiği bildirilmiştir. Allah Resulü (s.a.v.) kendisine sevgi duyulmasını, hakiki iman olarak açıklamıştır: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki sizden biriniz, ben kendisine; anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça gerçek anlamda iman etmiş olamaz.”34 Yüce Allah, müminlerin Allah (c.c.) ve Resulü’nü babalarından, oğullarından, kardeşlerinden, eşlerinden; mallarından ve dünyadaki her şeyden daha fazla sevmeleri gerektiğini bildirmiştir: “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.”35 Hz. Muhammed (s.a.v.) de “Size verdiği nimetlerden ötürü Allah’ı sevin. Allah’ı sevdiğim için beni sevin; beni sevdiğiniz için de ailemi sevin.”36 buyurarak kendisini sevmekle Allah’ı (c.c.) sevmek arasındaki irtibata dikkat çekmiştir.

Hz. Muhammed’i (s.a.v.) Örnek Almak ve Sünnetine Uymak

Hz. Peygamber’e karşı ahlaki sorumluluklarımızdan biri de onu örnek alarak sünnetine uymaktır. Kur’an-ı Kerim’de; “Andolsun, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için Allah’ın Resulünde güzel bir örnek vardır.”37 buyrulmuştur. Hz. Peygamber Müslümanlar için en güzel örnektir. Sünnet; izlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, gidişat demektir. Hz. Peygamber’in sözleri, davranışları ve sahabelerinin yapmış olduğu olumlu davranışları onaylamasına sünnet denir.38 Hz. Muhammed’in (s.a.v.) farz ve vacip dışındaki söz ve tavsiyelerini kapsayan sünnet bu yönüyle Kur’an-ı Kerim’den sonra İslam dininin ikinci kaynağıdır. Müslümanlar olarak bizler Kur’an-ı Kerim’de anlatılanları nasıl yaşayacağımızı Peygamber Efendimizin sünnetinden öğreniriz. Hz. Muhammed’i (s.a.v.) örnek alabilmek ve sünnetine uyabilmek için onun hayatını iyi bilmek gerekir. Müslümanın, Allah’ın razı olduğu şekilde yaşayabilmesi için Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sünnetine uyması gerekir. Çünkü en güzel örnek olarak gösterilen Hz. Muhammed (s.a.v.) aynı zamanda sünnetine uyulması gereken bir önderdir. “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin…”39 ayeti, Allah’ın (c.c.) sevgisine ulaşma yolunun peygamberin sünnetine uymaktan geçtiğini bildirmektedir. İslam’ın doğru anlaşılması ve yaşanması, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) doğru anlamaya ve onu rehber edinmeye bağlıdır.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Salavat Getirmek ve Onu Saygıyla Anmak

Peygamber Efendimize karşı ahlaki sorumluluklarımızdan biri de ona salavat getirmektir. Salat, Hz. Peygamber’i (s.a.v.) hayırla yad etmek, ismi geçtiğinde dua, rahmet ve mağfiretle onun manevi şahsiyetine saygı duymak anlamına gelir. Selam ise esenlik ve barış dilemektir. Dilimizde salat u selam, “peygambere salavat getirme” şeklinde yaygınlık kazanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, “Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât edin ve içtenlikle selâm verin.”40 ayetiyle Hz. Muhammed’in (s.a.v.) dua ve hayırla yad edilmesini istemiştir. Müminlerin bu davranışı aynı zamanda Hz. Peygamber’e olan sevgilerinin bir göstergesidir. Çünkü kişi sevdiğini hatırlar, hayırla yad eder ve ona dua eder. Salavat getiren Müslümanlar, Hz. Peygamber’i hatırlayıp andıkları gibi Allah’ı da anarlar. Bu şekilde kendilerine bir peygamber gönderdiği için Allah’a şükrederler. Dua ve salavat müminlerin peygambere karşı hissettikleri sevginin ve bağlılığın bir göstergesidir. Müminler bu şekilde peygambere olan saygılarını dile getirerek aynı zamanda şükran borçlarını yerine getirmiş olurlar.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) sevginin bir gereği olarak ona saygı duymak da Müslümanın ahlaki sorumluluklarındandır. Peygambere hürmetsizlik etmek, onu incitecek davranışlarda bulunmak Kur’an-ı Kerim’de ağır bir dille eleştirilmiştir: “Şüphesiz Allah ve Resulünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.”41 Yüce Allah, “Ey iman edenler! Seslerinizi peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin, birbirinize seslendiğiniz gibi ona da (saygısız bir şekilde) seslenmeyin; sonra farkında olmadan amelleriniz boşa gider.”42 buyurarak Hz. Peygamber’e hitap ederken bile saygı ve hürmet gösterilmesi gerektiğini müminlere bildirmiştir.

25 bk. Ahzâb suresi, 21. ayet.
26 Nisâ suresi, 136. ayet.
27 Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 382.
28 Muhammed suresi, 33. ayet.
32 Tevbe suresi, 128. ayet.
33 Ahzâb suresi, 6. ayet.
34 Buhârî, İmân, 8.
35 Tevbe suresi, 24. ayet.
36 Tirmizî, Menâkıb, 31.
37 Ahzab suresi, 21. ayet.
38 bk. MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 334.
39 Âl-i İmrân suresi, 31. ayet.
40 Ahzâb suresi, 56. ayet.
41 Ahzâb suresi, 57. ayet; ayrıca bk. Tevbe suresi, 61. ayet.
42 Hucurât suresi, 2. ayet.

1 Response

  1. Arda dedi ki:

    Bence Çok Güzel Anlatmış Yazanların Eline Sağlık ❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir