"Enter"a basıp içeriğe geçin

Türklerin İslam Medeniyetine Katkıları Nelerdir?

Bir ülkenin, bir toplumun maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümüne medeniyet denir. Dünya üzerinde tarih boyunca çok çeşitli medeniyetler ortaya çıkmış ve hüküm sürmüştür. Bunlardan biri de İslam medeniyetidir. Bütün medeniyetlerde az veya çok, diğer medeniyetlerin etkisi ve izi görülür. Esas itibarıyla özgün bir medeniyet olan İslam medeniyeti de Çin, Bizans, İran ve Hint medeniyetinden belli ölçüde etkilenmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında temelleri atılan İslam medeniyeti, yüzlerce yıllık bir süreçte, çok farklı milletlerin ve toplumların da katkısıyla şekillenmiştir. İslam medeniyeti Araplara, Türklere, İranlılara ya da başka bir millete mal edilemez. Aksine bu medeniyet, İslam dinini benimsemiş olan farklı milletlerin ortak ürünü sayılır. Her millet ve toplum, çeşitli alanlarda İslam medeniyetine katkı sağlamıştır.

İslam medeniyeti, Kur’an ve sünnet temeline dayanır. Çünkü medeniyetimize şekil veren en temel unsurlar, aynı zamanda dinimizin temel kaynakları da olan Kur’an-ı Kerim ve sünnettir. Bu yönüyle İslam medeniyeti, kökü vahye dayanan, dinî ilkelerle şekillenen orijinal bir medeniyettir. Bununla birlikte hiçbir medeniyet, başka medeniyetlerden tamamen bağımsız olarak düşünülemez.

Türkler, İslamiyeti kabul ettikleri ilk dönemlerden itibaren edebiyat alanında birçok büyük yazar, şair ve düşünür yetiştirmişlerdir. Bu yazar ve düşünürler de önemli eserler kaleme almışlardır. Yusuf Has Hâcip’in Kutadgu Bilig, Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugati’t-Türk, Edip Ahmet Yüknekî’nin Atabetü’l-Hakâyık adlı eserleri Türk-İslam edebiyatının ilk önemli örnekleri arasında sayılabilir. Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlânâ gibi şair, düşünür ve mutasavvıflar da görüşleriyle, eserleriyle İslam kültür ve medeniyetinin zenginleşmesine büyük katkı sağlamışlardır.

Aziz milletimiz, İslam sanat dalları arasında önemli yer tutan hüsn-ü hat, tezhip ve minyatür alanında da önemli üstatlar yetiştirmişlerdir. Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı olan hüsn-ü hat alanındaki üstatlara örnek olarak Şeyh Hamdullah (öl. 1520), Ahmed Şemseddin Karahisarî (öl. 1556), Hafız Osman (öl. 1698), İsmail Zühtü (öl. 1806) ve kardeşi Mustafa Rakım (öl. 1826) verilebilir.

Tezhip; yazma kitap, levha ve cilt kapaklarının bezenmesinde ezilmiş varak, altın ve çeşitli renklerin kullanılmasıyla uygulanan süsleme sanatıdır. Türkler bu alanda da Şah Kulu (öl. 1556) ve Kara Mehmet Çelebi (öl. 16. yüzyıl) gibi önemli üstatlar yetiştirmişlerdir.

Kitreli su üzerine serpilen boyalarla bezenmiş kâğıt ve bunu hazırlama sanatı olan ebru da milletimizin önem verdiği ve büyük sanatçılar yetiştirdiği sanat dallarından biridir. Mehmet Efendi (öl. 1773), Şeyh Sadık Efendi (öl. 1846) ve Necmettin Okyay (öl. 1976) bu alanda öne çıkmış sanatçılarımızdandır.

Genellikle el yazması kitaplarda kullanılan, küçük boyutlu renkli resim anlamına gelen minyatür alanında da Türkler önemli üstatlar yetiştirmişlerdir. Nakkaş Osman (öl. 16. yüzyıl sonu), Levnî (öl. 1732) ve Nigârî (öl. 1886) en önemli minyatür ustalarımız arasında sayılabilir.

Milletimiz, musiki alanında da önemli bestekârlar yetiştirmiştir. Itrî (öl. 1711), Dede Efendi (öl. 1846), Hacı Arif Bey (öl. 1885) bu alanda akla gelen önemli örnekler arasında sayılabilir.

Milletimizin İslam kültür ve medeniyetine en fazla katkı sağladığı alanlardan biri de mimaridir. Türkler, İslam dinini kabul ettikleri ilk dönemlerden itibaren mimari alanında önemli çalışmalar yapmışlar, İslam mimarisine önemli yenilikler getirmişlerdir. Milletimiz, hâkimiyet kurduğu topraklarda; Anadolu’dan Balkanlara, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar pek çok bölgede sağlam, estetik değeri yüksek yapılar inşa etmiştir. Karahanlılarla başlayan, Selçuklularla gelişen ve Osmanlılar zamanında zirveye ulaşıp altın çağını yaşayan Türk-İslam mimarisine ait pek çok eser günümüze ulaşmıştır.

Konya’da Alaaddin Camisi, Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese ve İnce Minareli Medrese; Sivas’ta Gök Medrese ve İzzeddin Keykavus Dârüşşifası; Erzurum’da Hatuniye Medresesi ve Çifte Minareli Medrese; Bursa’da Ulu Cami ile Yeşil Cami; İstanbul’da Şehzadebaşı, Süleymaniye, Fatih ve Sultan Ahmet camileri; Edirne’de Selimiye Camisi bu eserlere verilebilecek çok sayıda örnekten sadece birkaçıdır. Mimari alanında milletimiz arasından çok değerli sanatçılar, büyük ustalar yetişmiştir. Eserleri günümüzde bile dimdik ayakta kalan, hâlâ ihtişamını koruyan, binlerce insan tarafından ziyaret edilen ve hayranlıkla izlenen, büyük usta Mimar Sinan ile Sultan Ahmet Camisi’nin mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’yı bu alanda örnek olarak verebiliriz.

Mimar Sinan, 90 yılı aşkın ömrü boyunca toplam 73 cami, 49 mescit, 50 medrese, 7 su kemeri, 7 köprü, 27 saray, 18 kervansaray, 6 gıda deposu, 31 hamam, 18 türbe yapmıştır. İstanbul’daki Şehzadebaşı Camii, Süleymaniye Camii ile Edirne’deki Selimiye Camisi onun günümüze ulaşan en önemli eserleri arasında sayılabilir.

Türklerin İslam’ı kabul etmesinden sonra yapılan ilmî çalışmalar, mimari yapılar, ortaya çıkan edebiyat ve sanat eserleri İslam medeniyetinin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır.

Türk-İslam devletleri, dinî ilimlerin gelişmesinde büyük gayret göstermiş, birçok Türk âlim fıkıh, hadis, kelâm, tefsir gibi alanlarda İslam dünyasına büyük katkılar sunmuştur. Ebû Hanife, Maturidî, Zemahşerî, Fahreddin er- Râzî, Buhârî dinî ilimlerin gelişmesinde önemli katkısı olan Türk âlimlerden bazılarıdır.

Türkler, bilimsel çalışmalarıyla da İslam medeniyetine katkılar sunmuşlardır. Dinî ilimlerin yanında fen bilimlerinin de okutulduğu medreseler, İslam dünyasında ilk defa 11. yy.’da Selçuklu Sultanı Alparslan zamanında kurulan Nizamiye Medreseleridir. (Hakkı Dursun Yıldız, “İslâmiyet ve Türkler”, Diyanet İlmi Dergi, s. 313.) Medreselerde yetişen âlimler birçok alanda kendini geliştirmiştir. Farabî, İbn Sînâ, Birunî, Harezmî, Uluğ Bey, Ali Kuşçu bilime katkı sağlayan Müslüman Türk âlimlerden bazılarıdır.

Türkler edebiyat alanında da önemli eserler vermişlerdir. Türk-İslam edebiyatının ilk örnekleri, 11. yy.dan itibaren Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Edip Ahmet Yüknekî, Ali Şir Nevaî gibi bilginlerin çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Dinî-Tasavvufi Türk edebiyatında Mevlânâ, Yunus Emre, Süleyman Çelebi, Hacı Bayram Velî, Eşrefoğlu Rumî, Pir Sultan Abdal eserleriyle önemli katkılar sunmuştur. Divan edebiyatına katkılarıyla Nesimî, Fuzulî, Bakî, Nabî, Nedim, Şeyh Galip öne çıkan isimlerdir.

Türk-İslam edebiyatının ilk örnekleri:

Türklerin İslam mimarisine katkıları da oldukça önemli boyuttadır. Selçuklular, Osmanlılar ve diğer Müslüman Türk devletleri dinî, sivil ve askeri mimaride güzel eserler meydana getirmişlerdir. Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen “Tac Mahal”in planlarını Osmanlı mimarı Muhammed İsa Efendi yapmış ve uygulamıştır.33 Türkler, İslam mimarisine cami, medrese, daruşşifa, imarethane, türbe, çeşme ve daha pek çok yapı türünde önemli örnekler vermişlerdir. Bu konuda en tanınan mimar Mimar Sinan’dır.

İslam sanatlarında Türklerin önemli bir yeri vardır. Tezhip, hat, çinicilik, minyatür, ebru gibi alanlarda Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra büyük gelişmeler yaşanmıştır.

Hüsnühat güzel yazı yazma sanatıdır. Bu sanatla uğraşanlara hattat denilmektedir. El yazması Kur’an-ı Kerim’lerde, camilerde, çeşmelerde, kapılarda, kitabelerde Türk hattatların güzel hat örnekleri bulunmaktadır.

Tezhib, başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere pek çok dinî eserin manevi değerini ortaya çıkarmak için süslenmesidir. Bu sanat dalında el yazması kitaplar ve sayfalar altın, yaldız ve boya ile süslenir. Türk sanatçıların güzel tezhib çalışmaları mevcuttur. Ebru ve çinicilik gibi alanlarda da Türklere ait eşsiz eserler bulunmaktadır. Müslümanlarda resim ve heykele karşı gösterilen hassasiyet minyatür sanatını doğurmuştur. Minyatür sanatçısına “resim yapan, ressam” anlamına gelen nakkaş denilmektedir. Osmanlı dönemi nakkaşları Levni ve Nakkaş Osman önemli Türk nakkaşlarındandır.

Türklerin Türk-İslam medeniyetine katkı sağladığı alanlardan biri de musikidir. Türk düşünürü Farabî, müzik konusunda yetenekli seçkin bir icracıdır. Matematikteki bilgisini müzik ile birleştiren Farabî’nin “Kitabu’l Mûsikî el Kebir” ve “Kitab el-Aganî” adlı kitapları bilinen müzik kitaplarıdır. III. Selim, Dede Efendi, Itrî, Hacı Arif Bey büyük Türk bestekarlarımızdandır.

Türkler pek çok alanda İslam medeniyetinin gelişmesinde rol oynamıştır. Tarihten günümüze İslam medeniyetine katkı sağlayan şahsiyetleri tanımak, onların güzel çalışmalarını, gayretlerini hedeflerini bilmek onları örnek almada gelecek nesillere rehber olacaktır.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.